31 Ağustos 2024 Cumartesi

Beni Benden Alırsan Seni Sana Bırakmam

Az önce bir şey fark ettim. Herkesin özelliklerini gerek övdüm gerek yerdim. Ya kendim? Kendim hakkında hiçbir şey anlatmadım. Ben çok inatçı birisiyim, sinirlenince söylemek istemediğim şeyleri söyleyebiliyorum ve bu özelliğimi hiç sevmiyorum. Çünkü özür de dileyemiyorum ve bu beni üzüyor. Ben gereksiz bir şekilde her şeye karışıyorum. Eğer bir yerde birisine haksız yere bağırılıyorsa, kızılıyorsa vb. hemen müdahale ediyorum. Bu özelliğimi okula başladığımda kazandım ve ilk kez başım belaya 2.sınıfta girdi, çok net hatırlıyorum o anı. 6.sınıftan birkaç çocuk aslında çok da sevmediğim ama bizim sınıftan olan bir kızın kafasına basketbol topu atmıştı. Ben bunu duyunca hemen aşağıya inmiştim. "N'apıyorsunuz siz?" falan dediğimi hatırlıyorum. Ya senin daha yaşın kaç başın kaç. Neyse onlar da ters bir cevap vermişti. Sonra ben onlara daha ters bir cevapla karşılık verince ilk kafamı yemiş oldum. Çok net hatırlıyorum önce pembe kareli gözlüklerimi yere atıp sonra kafa atmıştı bana. Tabii yiğitliğe bok sürdürmek yok. Hiç ağlamadım, canım yandı ama etrafımda o kadar insan vardı. Rüzgar diye bir çocuk vardı o vermiş gözlüklerimi. "Neyse en azından kırılmamışlar."deyip gülümsediği anı hatırlıyorum. Her neyse konumuza dönelim. Dediğim gibi bu huyumu sevmiyorum yani sana ne insanlar ne yapıyorlarsa yapsınlar. Her şeyde bir adalet arama huyumu sevmiyorum. Evet bu bazen güzel olabilir ama okulda hiç de öyle değil. Ama benim yapım bu. Kurtla kuzu masalını bilirsiniz (adı bu değildir büyük ihtimalle ama anlatınca hatırlayacaksınız eminim). Bana çocukken uyuyayım diye anneannem bu masalı anlatırmış. Ben de " Ee ama kurda da yazık değil mi? Evet çocuklarını yemiş ama kurdun karnına taş dikmek yerine konuşsalarmış keşke kurt anlardı belki yaptığı hatayı. Kurdun derede boğulmasına sebep oldular." diyip üzülüyormuşum. Eh bu çok adalet denilir mi bilemem ama yine de bence bir 'çocuk' masalında dereye düşüp ölmesi hiç hoş değil. Konuşup anlaşıp arkadaş olabilirlerdi belki. En azından daha uygun bir son olurdu bu.

Hep sevmediklerimden bahsettim. Biraz da sevdiklerimden bahsedeyim. Öncelikle hayvanseverim, özellikle de köpeklere bayılırım. İyi bir insanım. Hmm bunu biraz açmam lazım sanırım. Yardıma ihtiyacı olan birisini asla geri çevirmem, çeviremem. Birisinin dış görünüşü hakkında tek başıma olsam dahi yorum yapmam. Çünkü o onun bedeni, ne beni ne de bir başkasını ilgilendirmez. Asla ve asla bir erkeğe kendimi beğendireceğim diye bir kadını yermem, aşağılamam, hakaret etmem. Edilmesine de izin vermem. Hırslıyım, bazen bu sevmediğim bir özelliğim olabiliyor ama genelde seviyorum. Beni hayatta hep bir adım önce taşıyor. Sevmediğim tarafıysa sırf hırsımdan ve inadımdan hiç yapmayacağım şeyleri yapıyorum. Yani kısaca bana yapma de ve izle diyenlerdenim. 

Şimdilik aklıma gelenler bunlar, arkadaşlar yazısında olduğu gibi bu yazıda da aklıma geldikçe eklemeye çalışacağım. Tekrar yazıncaya dek görüşmek üzere 💋💋

Sandıklarınıza Dikkat Edin Özellikle de Dost Sandıklarınıza 😌

 Bugün size A yı anlatmayı planlıyordum fakat genel olarak herkese ufak ufak değinmek istedim. Ana konumuz yine A olacak tabii ki. O zaman başlayalım.

A ile ilk tanışmamız 4. sınıfta oldu. Nasıl tanıştığımızı tam hatırlamıyorum fakat hatırladığıma göre bir kaç kişiyle tartışmıştım ve yanımda olan tek kişi A ydı. Tabii ki onunla da ilk başlarda arkadaş değildim. 5. sınıfta online eğitime geçince daha yakın olduk. İlk başlarda konuşmamız iyi gitse de ona karşı olan iyi duygularımı 6.sınfıta ilk kez kaybetmeye başladığımı hissettim. Çünkü o zamanki sevgilim olan 3 ü ilk kez onunla tanıştırmıştım. A benim yakın arkadaşımdı sonuçta, ilk öğrenen o olmalıydı. Discorddan ikisini de konuşmaya ekledim. Fakat A dan hiç beklemediğim bir tepkiyle karşılaştım. Ağıza alınmayacak hakaretler etmeye başladı çocuğa. Çocuğun annesinin öldüğünü bilmesine rağmen çok ağır şeyler söyledi ona. İğrençti. Uzun bir süre A ile konuşmayı kestim. Sonra bizim 3 le ayrıldığımızı öğrenince yine yazdı. Özürler diledi, ben de kabul ettim. Ne yaptığı farkettiğini söyledi, ne kadar iğrenç bir şey yaptığını anladığı için kabul ettim. Sonra bana birkaç şey yazdı. " Keşke şu an yanımda olsaydın, sana ihtiyacım var." gibi şeyler. İlk anlamadım bizimkilere gösterdim mesajı. Hepimiz onun benden hoşlandığını anlamıştık. Konuşmayı kestim onunla. Eğer yazarsa hep tek kelimeyle cevap veriyordum. Çıkma teklifi etti (şaşırdık mı, sanmam). Reddettim. Çünkü çok kötü bir kişiliği vardı. " Tüm kızlar aynı, ay Phoenix sen 4.sınıfta patatese benziyordun, ıyy şunun tipine bak bu tiple dışarı çıkmamalı bence." diyen birisiydi. Bu da aşırı itti kendisinden. Dün yazdı bana " Phoenix hikayelerimi görmene rağmen hiç yazmıyorsun bana :( " dedi. Bakmadım.

Heer neyse şimdi de kendisine Copy demek istediğim bir 'arkadaşımı' anlatayım. Copy dememin sebebi her ne yaparsam yapayım beni eleştirip aynılarını yaptığı için ona en yakışan isim bu. Bana " Şimdi sen o nirvana şeyini aldıktan sonra ben aynısını aldım, kirazlı küpeleri sen aldıktan sonra yine gittim ben aldım, sen benetint aldıktan sonra gidip ben de aldım ya. Dışarıdan seni kopyalıyormuşum gibi görünüyor. O yüzden dışarı çıkarken ne giyeceğini bana söyle aynı şeyleri giymeyelim." dedi. Bunları mesajlardan kopyala-yapıştır yaptım. Şimdi öncelikle sana ne kardeşim. istediğimi giyer, istediğimi sürerim. Benden sonra alan sensin.İkinci olarak ortamlarda benim arkamdan söylediklerin benim kulağıma çok da güzel geliyor Copy'im. Bir şey anlatırken onları kime anlattığına çok dikkat et. Kısaca herkesin arkasından atıp tutan, yalana mahkum birisiydi ve evet onunla hala konuşuyorum. Şehir değiştirmeme rağmen hala benim hakkımda konuşabilecek bir şey bulması çok trajikomik geliyor bana.

Şimdi size birkaç aya kadar her şeyim olan Laotang dan bahsedeğim. Neden Laotang? Çünkü eskiden çok seviyordum onu. Tanrılaştırmıştım resmen. Bana göre dünyanın en zeki, en güzel, en komik kişisi oydu. Ankara'dakilere anlattım Laotang ı. Bana hep abarttığımı onun da sıradan birisi olduğunu söylediklerinde onlara inanamıyordum, bu güzelliği nasıl görmezler. Ve sonra onun da hayal dünyamdaki kadar iyi olmadığını öğrendim. Benim 2 yıldır kavgalı olduğum kişiyle en yakınlarmış. Tabii ki olabilirler, sonuç olarak ben onunla konuşmuyorum diye onun da konuşmamasını isteyemem. Benim kırıldığım nokta onun arkasından böyle şeyler diyip yüzüne gülüyorsa neden aynısını benim için de yapmasın ki ? Her şeye kolay kolay kırılmam ama bunu öğrendiğimde resmen parçalandım. O gün anladım aslında arkadaşlarımın ne demek istediğini.  Laotang eskisi kadar mükemmel gelmiyordu artık. Abartmışım diyemem asla ama ben onu cidden tanrılaştırmıştım gözümde. Hala çok güzel ama yeni yeni anlıyorum, ben onun dış görünüşünü değil içindeki sevgiyi, masumluğu sevmişim. 

Aklımda tüm arkadaşlarımı anlatmak vardı fakat takma isim bulmakta çok zorlanıyorum o yüzden biraz kısa kesmeye çalışacağım. 

Sıra kalbimin sahibi Prodigy'imde. Prodigy le 8.sınıfta tanıştık. tanıştığımız ilk hafta beraber halloween partisine gitmeye karar verdik, biletleri aldık. Ve beklenen gün geldiğinde ikimizde 39 derece ateşle evlerimizde yatıyorduk :( Şanssızlık. Ama her şerde bir hayır vardır. O yüzden buna çok üzülmedik. Prodigy'nin evi okulun dibinde olmasına rağmen okula gelmiyordu. Uyuyakalıyordu hep. Bizim matematikçi de beni görevlendirdi. Her cumartesi Prodigy'imin evine gidip onunla hazırlanıyorduk. Çook güzel zamanlardı, o günleri şimdiden çok özledim. Hala Prodigy'imle konuşuyoruz. Bu pazartesi günü onunla tekrar buluşacağız. Kısacası en yakın arkadaşım o. Bakalım ilerki günlerde neler olacak?

Ben herkesi çok çabuk sevip her zaman çok bağlanıyorum galiba. En azından Matçının dediği bu. Sıradaki arkadaşıma Matçı diyeceğim çünkü matematikte çok iyi ve her şeye mantıksal açıdan bakıyor. Bir duygusu var mı emin değilim, hala anlayamadım. Anlatacak çok bir şey yok. Bir gerizekalılık yapmadan önce Matçıya soruyoruz. Yapma dese de yaptığımız şeyler oluyor grupça :)) 

Şimdi size PM yi anlatayım. Dünyanın en pick me kızı olduğu için ona en uygun isim bu olurdu. PM genel olarak ortalığı karıştırır. Sonra "yaa arkadaşlar biliyorsunuz ki benim kişilik bozukluğum var. Bir kişiliğin yaptığını diğeri hatırlamıyor :((" diyor ve işten sıyrılıyor. Tacizci bir sevgilisi var. Her gün ayrılıp barışıyorlar. Sevgilisi demişken sanal. Hiç tanışmadık ve bizce öyle birisi yok. PM nin hayal dünyası işte.. Hep bir ailevi sorunları var, hep sevgilisiyle kavga ediyorlar, hep kendisinden nefret ediyor. Kısacası hep onun sorunları var. Biz hep çok iyiyiz. Geçen gün taksiye binerken cüzdanımı evde bırakmışım, ne yapmam gerektiğini sordum gruba. PM atladı hemen " Ya kızım o da bir şey mi ben Kıbrıs'a giderken cüzdanımı evde unutmuştum". Ben de ona onun Kıbrısa ailesiyle gittiğini benim takside tek olduğumu söyledim. O da " Ya ailemle gidiyorum evet ama kaç bin tl lik kart o ." dedi. Ben de ona kartın çalınma riskinden korkuyorsa buna gerek olmadığını, ailesinin kartı iptal edebileceğini söyledim ama nafile bir şekilde o öne çıkacak ya. Konuşturmadı bile beni.

Diğerlerine takma isim bulamadığım için maalesef şimdilik bu kadar belki ilerde (aklıma gelirse) ekleme yaparım buraya. O zamana kadar görüşmek üzere Blog <33





But Friends Don't Know The Way You Taste LA LA LA

 Selam :) Yeni bir başlangıç cümlesi bulana kadar bu sözcüğe mahkumuz galiba. Bugün öyle aman aman bir şey olmadı. Klasik evde babamın gelmesini bekledim. Yediğim yemeğin pişmanlığını yaşadım. Yarının pazar olduğunu unutup bugün yemek yedim (pazar günü babam evde olduğu için sabahları patates kızartması, akşamları menemen yiyoruz ve bunlar kilo aldıran şeyler). Bana kızmayın her ergen gibi ben de kiloma takığım elbette. Hem kısa hem kilolu olmak..

 Belki de bu yüzden insanların başkalarının dış görünüşleri hakkındaki düşüncelerini her zaman değiştirmeye çalışıyorumdur. Birisinin senin bedenin hakkında söz sahibi olması çok boktan. Mesela D nin. D kim diyecek olursanız onu ben de tam anlamış değilim. Eskiden hayatımda kimseydi. Cidden kimse.. Ta ki bir rüya görene kadar. Rüyamda onunla yakın arkadaş olduğumu görmüştüm ve okulda bizimkilere anlatırken o da duymuştu. Hiçbir alakamız yoktu o güne kadar bizim. Sonra konuşmaya başladık, yavaş yavaş her akşam konuşur olduk. Eskiden kimse olan kişi şu an benim konuştuğum tek kişiydi galiba. Ama yanlış anlaşılmasın o zamanlar benim takık olduğum birisi vardı yani D ile sadece arkadaşça konuşuyorduk (takık olduğum kişiye 3 diyelim). Onunla 3 hakkında konuşuyorduk, ne zaman bu konuyu açsam hafif tartışıyor gibiydik. Sonra bu 'arkadaşça' konuşmalarımız flörtleşmeye döndü. Vee akşam 21.32 de bir mesaj (bunları yazarken yanlış bir şey anlatmamak için bir yandan da mesajlarımızı tekrardan okuyorum). İlk kez buluşacaktık. İlk kez ama son kez değil. Tüm yazımı onunla geçirdim. Tüm yazımı onu değiştirmekle geçirdim. Birkaç kez çıkma teklifi etmeye çalıştı fakat hiçbir zaman sevgili olmadık. Herhangi bir sevgili istemiyordum hayatımda. Sevgilim X olmadan önce de Antalya'ya her gittiğimde buluşurduk. Sevdiği belliydi mesajlarından yani bir salak bile anlardı. Ama ben her şeyi konuşabildiğim birisini kaybetmek istemiyordum. O yüzden hep salağa yattım. Geçen hafta öğrendiğime göre tüm kız arkadaşları beni tanıyormuş onun sayesinde. Yazın hep beni anlatmış. Bu arada şimdi üzülürsünüz çocuğa falan diye anlatayım, çocuk öyle mükemmel birisi değildi. İnsanları dış görünüşlerine göre yargılardı, kadınları obje olarak görürdü kısacası hep bi "elimi sallasam ellisi" havası vardı. Bu yüzden tüm yaz onu değiştirmekle geçirdim dedim. D hala arada instagramdan yazıyor ama boş kaldığı içindir deyip bakmıyorum. 

Öyle işte. Hayatımı doyasıya yaşamam gerekirken her gün tartılıyorum. Yeme bozukluğum olduğunun farkındayım fakat değiştiremiyorum. Umarım ilerde kilomuzdan memnunuzdur. Bir sonraki yazıda da size A yı anlatayım. O da garip bir hikaye. O zaman şimdilik görüşmek üzere <33

29 Ağustos 2024 Perşembe

Yabanım, Sevgilim, Semih'im, Sebebim 😻

 Selam, yine ben..

Okul açılana kadar yazmamayı düşünüyordum fakat birkaç saat sonra yine burdayım işte. Bugün babamın doğum günü. Ona bir sürpriz yapmak istiyorum ama aklıma hiçbir şey gelmiyor. Sanki eskiden her şey daha kolaydı. Hayal dünyamız çok genişti mesela. Bir resime neler neler sığdırıyorduk :) Bir keresinde (bu resime girmez ama) 100 farklı dilde seni çok seviyorum yazmıştım bir kağıda. Çok zeki zannediyordum kendimi. Kimse çeviriden yaptığımı anlamayacak gibi geliyordu. Özel günlerde bazen 5 min craft tan video izleyip orda yapılan şeyleri yapmaya çalışıyordum, bazen de hediye yaptığım kişiyi çizmeye çalışıyordum. Bu arada size bir aralar resimle ilgilendiğimi söylemeyi unuttum. Hem okulda hem de Antalya Akvaryum'da sergilerim oldu. Bir ara liseyi güzel sanatlarda okurum diye düşünüyordum. Ta ki resimden nefret edene kadar. Gelişmeye başladıkça resim, zevkten çok stres vermeye başladı bana. Yok orasına kurşun kalem bulaştı, yok şurasına boya taştı.. 

Heer neyse kapatalım şu konuyu. Sizi sıkmak istemiyorum (yani aslında gelecekteki kendimi sıkmak istemiyorum. Sonuçta başka kimse okumayacak bunları). Bugün babama pasta yapmayı düşünüyorum. Evet, yemek yapmayı bilmiyorum ama internetten izleyip bir şekilde hallederim. Halledemezsem de pasta yerine serum hediye etmiş olurum babama :) Phoenix, yemek yapmayı öğrendik mi? Öğrenmediysek de sorun değil boşveeer. Getir, yemeksepeti boşuna mı var ? 

Hayal dünyası demişken ben size hayallerimden hiç bahsetmedim. Ben büyüyünce çok ünlü bir oyuncu olmayı istiyorum, olacağım da. Ee nasıl olsa inanmak başarmanın yarısıdır. Ayrıca insanlar beni gördüklerinde onlar için kimseysem, hayatlarına dokunamıyorsam, en azından bir kaç zorbayı değiştiremiyorsam neden yaşıyorum ki? Herkesin beni tanımasını ve sevmesini istiyorum. Ben iyi bir insan olmak istiyorum. Ben insan olmak istiyorum. Mesela yolda bir çocuk beni gördüğünde gülsün istiyorum. Herkesle arkadaş olmak istiyorum. Belki ilerde pişman olacağım oyuncu olmakta bu kadar ısrar ettiğim ve kendimi farklı bir yerde göremediğim için. Çünkü olamayabilirim. Teyzem gibi olabilirim ve çevremdekileri mutlu etmek yerine hem kendimi hem de ailemi üzebilirim. Teyzem bunu sana yazıyorum çünkü yüzünüze söyleyecek cesaretim yok. Çok iyi yapmışsın, sana hayranım. Ben seni çok seviyorum, kraliçe de öyle. Sen kendine güvendikçe, sen kendini sevdikçe yapamayacağın bir şey olduğuna da inanmak istemiyorum. Yaptığın hiçbir şey boşuna değildi. Teyzem olduğun için çok şanslıyım:) Belki ilerde birazcık cesaretim olursa bu yazıları beraber okur beraber güleriz.

Heeeer neyse bu kadar duygusallık fazla. 2. hayalimden bahsedeyim : Semih Kılıçsoy'la tanışmak. Buraya öyle uzun uzun şeyler yazmayacağım. Semih Kılıçsoy' un adı yeter :) Bir beşiktaşlı olarak hem tüm kadroyla özellikle de Semih Kılıçsoy' la tanışmak en büyük hayallerimden birisi ve bunun da gerçekleşeceğini biliyorum. Bir şeyi 40 kere söylersen gerçek olur demişler. Umarım doğrudur :)

3. Hayalim: Marvel' da çalışmak. Abartma dediğinizi duyar gibiyim ama unutmayın ki ben bir ergenim. Marvel olmasa da yurt dışında tanınan bi projede olmak istiyorum. 

4.Hayalim: Oscar tabii ki. Burda bunun olmasına şaşırmamanız lazım artık. Ee oyuncu olduk, marvel gibi bir projede yer aldık. Bir ödül hakkımız :) Tamam belki abarttım ama bir Golden Globe Awards gelsin. Ee ne demişler hayattaki en büyük tehlikelerden birisi; insanın hedeflerini çok zora koyup başaramaması değil, çok basit koyup başarmasıdır.


Ömer Başka Bir İsim Aldı, Ömer And İçti

 Selam, ben Phoenix. Bu benim takma ismim ve bu blogda hep takma isim kullanacağım. Bu blogu kurma fikrini bir arkadaşım verdi. Önce çok saçma ve ergence olduğunu düşünsem de yıllar sonra her şeyi detay detay okuma ve hatırlama fikri çok iyi geldi. İlerde bunları okurken gülüp eğlenmek belki de utanmak bile çok güzel. 

Öncelikle kendimi tanıtayım:

14 yaşındayım ve bu sene liseye geçeceğim. Yıllarca Antalya'da yaşadıktan sonra buraya, Ankara'ya taşındım. Ara sıra Antalya'yı özlesem de Ankara'ya iyi ki gelmişim diyorum. Ankara'da bir çok kişiyle tanışma fırsatım oldu. Bunlardan birisi de Prodigy'im (harika demek olduğu için ona en uygun isim bu). En yakınım, her şeyim... Bir sürü arkadaşım var fakat en gerçeği o. Her konuda beni destekliyor, ne anlatırsam anlatayım her zaman beni dinliyor, aynı zamanda sahip olabileceğim en komik arkadaş. Prodigy 'mi anlattığımıza göre X i anlatmazsam olmaz. Ona uygun bi isim bulamadım ama o benim şu anki sevgilim. Bu yaşta 'sevgili' demek ne kadar doğru bilemem fakat o iyi birisi. Her ne kadar bazen sinir bozucu olsa da çok tatlı birisi. Şu anda 9. ayımıza gireceğiz.

Maalesef ne X le ne de Prodigy'imle aynı liseye gidemiyoruz. Ve bu çook üzücü. Okul demişken şu ana kadar 7 okul değiştirmiş birisi olarak okula çok çabuk uyum sağlayacağımı düşünüyorum. Okul değiştirmenin kötü tarafları olduğu kadar (belki daha da çok) iyi tarafları var. Birisini tanımak için konuşmam gerekmiyor mesela. Ama lise farklı olabilir ki umarım olmaz. Liseye geçeceğim için bir çok tavsiye videosu izledim ve hepsinde ortak bir nokta var : Zorbalık. Zorbalıktan çok korkuyorum. Kendimi alıştırdım sayılır fakat yine de içerleyeceğimi biliyorum. Boyum çok kısa, 8.sınıftaki en kısa kişiydim ve bazı kişiler bununla dalga geçti fakat bu dalgaların şaka amaçlı olduğunu bildiğim için çok takılmamıştım. Şimdi lisedeyim. Herkesin egosunun tavan olduğu bir yer ve bu çok iğrenç. İnternetteki videolarda gördüğüm liseli kızların hepsi tek tip ve erkeklerin onları beğenmeleri için ölüyorlar resmen. Bir kız bir kızı neden bir erkek için zorbalama ihtiyacı duyar ki? Ben de onların yaşında öyle mi olacağım acaba? Hiç sanmıyorum, umarım olmam. Ayrıca erkeklere de çok sinirliyim, özellikle sınıfımdaki bir çocuğa (ex sınıfım). Geçen açtığı yayında hep ya kızlar gelsin diyip duruyordu. Neden dediğimde "kızları zorbalamak daha zevkli, çok kafaya takıyorlar." diyip güldü. Bunun ne kadar kötü bir söylem olduğunu anlatmaya çalıştım ama kendisinin zeka seviyesi ilkokul olduğu için ne kadar anlatsam da boşa... 

Aaaa ben size neyi anlatmadım. Her şeyimi, birtanemi, canımı, kalbimi..

Benim bir köpeğim var ve o benim her şeyim. O maalesef Antalya'da kraliçeyle beraber yaşıyor. Onu çook özlüyorum, her şeyini özlüyorum. Her gün kraliçeyi arayıp onu göstermesini istiyorum. Dünyanın en zeki, en tatlı, en komik köpeği. Ona bir şey olursa hayat nasıl devam edecek bilemiyorum. 

Heeer neyse çok uzattım galiba. Okul açılıncaya dek görüşmek üzere 💖

 Nefret ediyorum her şeyden. Kurtulmak istiyorum cidden kurtulmak istiyorum. Annemle kavga ettik yine. Bana sürekli yalan söylüyor ve üstüne...